“Rastgele ve şahsi uygulamalar BİK’in kuruluş gerekçesi oldu”

“Rastgele ve şahsi uygulamalar BİK’in kuruluş gerekçesi oldu”

Basın İlan Kurumu (BİK), valiliklerin basın ve halkla ilişkiler personeli ile valilikler tarafından oluşturulan gazete kontrol kurulu üyelerine yönelik düzenlediği eğitim seminerinde BİK Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir, sunum gerçekleştirdi.

Eklenme: 26 Eylül 2017 - 15:14 / Son Güncelleme: 26 Eylül 2017 - 15:14

Ahmet Özdemir, Basın İlan Kurumu’nda on beş yıl İlan ve Kontrol servislerinin müdürlüğü yaptığını, şimdilerde ise BİK Yönetim Kurulu’nda hizmetlerine devam ettiğini katılımcılarla paylaşarak sunumuna başladı. Özdemir “Geçmişten günümüze devlet, yazılı basın ve ilan ilişkileri” başlıklı sunumunda sadece Türkiye’de ilancılığın geçmişine değil Kurumun da tarihine ışık tuttu.

BİK Yönetim Kurulu Üyesi “Geçmişten günümüze doğru resmi ilanların hukuki platformda, iki ayağı oldu. Bunlardan biri, devletin hangi faaliyetlerinin, hangi niteliklere sahip bir mecrada,  nerede, kaç defa ve hangi araçlarla ilan edileceğini düzenliyordu. Bu bir anlamda, her resmi ilanın yayınlanmasını gerekli kılan kendi mevzuatıydı.  İkinci ayak ise, ilanların dağıtımına kimin aracılık edeceği, gazetelerde hangi koşullarda yayınlanacağı ve yayınlayabilecek gazetelerin vasıflarını, yerine getirmesi zorunlu ödevlerini düzenliyordu. Resmi ilanların birinci ayağındaki hukuki en eski düzenleme, Devlet ihaleleri ile ilgili olandı. Tanzimat Fermanı ile gündeme gelen yeniliklerden birisi olarak 1857’de çıkarılan bir nizamname ile başladı. Resmi ilanların ikinci ayağına ilişkin düzenlemelerin temeli, 1864 tarihli Matbuat Nizamnamesi’nde atılmıştı. Bu nizamnameye göre resmi ilanları, özel gazeteler ücretsiz olarak yayınlamak zorunluydu.” bilgileriyle,  katılımcıları resmi ilan ve reklamların geçmişine dair tarihi bir yolculuğa çıkardı.

Matbuat Müdürlüğü, Türk Maarif Cemiyeti, TBB ve nihayet Basın İlan Kurumu

Resmi ilanlarının dağıtımının Basın İlan Kurumu’na verilene dek uzun, sancılı, adil olmayan bir serüven kat ettiğini şu sözleriyle ifade etti: “Başlangıçtan beri Türkiye’de resmi ilanların dağıtım imtiyazı, belli kurum veya şirketlere verildi. Bir yanda gazeteciliği ticari bir uğraş olarak görmeye başlayan işletmeler, diğer yanda basına kamusal bir fonksiyon yükleme çabasındaki siyasal iktidarlar zaman zaman karşı karşıya geldiler. Aralarındaki çekişme gazete sütunlarına ve mahkemelere kadar yansıdı. 1930’lu yıllara kadar gazeteler ve hükûmet edenler arasındaki ilişkilerin sorumlusu Matbuat Müdürlüğü oldu. Öte yandan Türk Maarif Cemiyeti de cemiyete gelir getirmesi amacıyla benzer girişim içindeydi İlan dağıtım imtiyazı almak için Başbakanlığa başvurmuştu.  Başvuru kabul edildi. TMC, 20 Temmuz 1931 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile resmi ilan dağıtım imtiyazı Türk Maarif Cemiyeti’ne verildi. Valilikler kanalıyla dağıtılan ilanlar ilişkin anılan kararname, 1943 yılına kadar yürürlükte kaldı. Bu süre içinde matbuat dünyasında ve mevzuatında önemli gelişmeler olmaktaydı.

Maarif Cemiyeti, yayınlattığı ilanların parasını peşin ödüyordu. Ancak, ilan sahiplerinden ücret tahsil etmekte zorlanıyordu. Bazı devlet daireleri, ilanlarının birini kendi takdirleri ve seçimi ile yayınlatıyor, diğerini resmi ilan dağıtım uygulamasına bırakıyordu.  . Örneğin Milli Savunma Bakanlığı uzun zaman kendi ilanları için eşit miktarlarda ve nöbetleşe olarak gazetelerde yayınlatıyordu.”

Adil ve şeffaf bir Kuruma doğru

Dönemin hükümeti 1 Haziran 1960’da “resmi ilan ve reklamları basın hürriyetine en iyi hizmet eder şekilde dağıtımı” için proje hazırlatılması emrini verilmişti. Özdemir bu emrin ve yapılan çalışmanın BİK’in kuruluşunu da böylece teşkil ettiğini “Kanun tasarısının hazırlanışı 60 küsur gazeteci ile birlikte yapıldı. Basın İlan Kurumu teşkilinden önce resmi ilanın yayınlanacağı gazeteyi hükümet seçtiği için resmi ilan dağıtımı ve yayını konusunda hükümetlerle gazeteler sık sık karşı karşıya geliyordu.

İlan ve reklam gelirleri süreli yayınların yaşaması için gerekliydi. O dönemde sürmekte olan tartışmaların sonlandırılması için,  dağıtımının objektif kurallara bağlanması, siyasal iktidarların bu konuyu gazeteler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmalarının önlenmesi gerekmekteydi. Bu gerekliliği 195 sayılı kanunla teşkil edilen Basın İlan Kurumu yerine getirecekti.” sözleriyle dile getirerek sunumunu bitirdi.

Bu gönderiyi paylaş