Basının Gözünden Ayasofya

Basının Gözünden Ayasofya


Project Description

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Temmuz 2020’de yaptığı “Millete Sesleniş” konuşmasında bütün dünyada yankı uyandıran çok önemli bir haber vardı.

Bu haber, milletimizin 86 yıldır umutla beklediği Ayasofya’nın yeniden cami olması müjdesiydi.

Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılmasının nasıl sevinç ve heyecanla karşılandığı, Cumhurbaşkanımızın tarihi konuşmasının öncesinde ve sonrasında medyada yer alan haber, yorum ve başlıklarda açıkça görülüyordu.

Biz de elinizdeki eserle, Ayasofya’nın tarihteki ve kültürümüzdeki yerini, müzeye çevrilmesi öncesi ve sonrasında basında yer alan haber ve yazılarla, olabildiğince özet ama mümkün olduğunca da etraflı bir biçimde anlatmaya çalıştık.

Ayasofya, olanca ihtişamıyla, 15 Şubat 360’ta dünyanın gözbebeği bir mabet olarak açılmış, o günden başlayarak bin beş yüz yıl boyunca insanların yaratıcıya bağlılığını ifade ettiği kutsal bir yapı olmuştu.

İstanbul’un fethinden önce imparatorların taç giyme törenlerine mekan olan Ayasofya’nın kubbesi, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra adeta daha da büyüdü. Bu büyük kubbe Osmanlı cihan devleti büyüdükçe tarihi değerine değer kattı, Mimar Sinan’ın büyük mabedi zamanın yıkıcı tesirlerine karşı direnmesi, yıkılmaması için sağlamlaştırmak amacıyla eklediği minareleriyle, insanlığın ortak kültür mirasına saygının, devam eden bir medeniyet çizgisinin, Müslüman Türklerin dünya tarihine vurduğu mührün iki imparatorluğu ve iki kıtayı birden gören sembolü olarak göz kamaştırmaya devam etti.

1934 yılında alınan bir kararla, cami olarak ibadet mekanı olma özelliği dondurularak müzeye dönüştürülmesiyle başlayan süreçte, seksen altı yıl boyunca müze olarak ziyaret edilebilen ama ibadete kapalı kalan Ayasofya’nın yeniden ibadete açılarak tekrar cami statüsüne kavuşacağı günü beklerken nice dualar edildi.
O duaların kabulü ve ısrarlı girişimlerin olumlu bir neticesi olarak Ayasofya nihayet eski günlerindeki gibi ibadethane statüsüne kavuştu ve ismi yeniden Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi oldu.

Ülkemiz için olduğu kadar tüm dünya kamuoyu için de büyük bir haber değeri taşıyan bu aslına, özüne dönüş, Türk medyasında ve dünya basınında da çok sayıda haber ve yorumla geniş yankı uyandırdı.

ISBN: 978-975-19-7078-7

YIL: 2021

SAYFA: 335

PDF: İndir

Basın İlan Kurumu olarak, başta gazete ve dergiler olmak üzere yayımlanan haberleri derleyerek bir basın tarihi arşivi oluşturmak istedik. Sadece manşetleri bir araya toplamak için başladığımız çalışma kendi kendini genişletti, büyüttü. Almanak niyetiyle başlanan eser, bu büyük mabedin inşasından günümüze kadar tarihini, özetin özeti halinde aktaran bir kitaba dönüştü.

“Kutsal Bilgelik”, “İlahi Hikmet” manasına gelen güzel ve anlamlı adını, Fatih Sultan Mehmet Han’ın değiştirmediği, yeryüzündeki en eski ve elbette en etkileyici mimari eserlerden biri olarak İstanbul’un adeta yüzük taşı gibi ışıldamaya devam eden Ayasofya’nın tarihine kısa bir yolculukla başladık bu kitaba. Ayasofya’nın kıyılarında öyle
derin bir bilgi deryası vardı ki, iktibas edeceğimiz yazıları seçmek denizden inci çıkarmaya benzedi. O kadar çok ve güzel inci vardı ki. Geçmiş günlerin gazete haberlerini, köşe yazılarını, Ayasofya hakkında yazılmış mısralarla Ayasofya’nın tarihini harmanlayarak ilerledik.

Fetihten sonra şehrin en büyük mabedi olan Hagia Sophia Kilisesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya adıyla fethin sembolü olarak camiye çevrilmiş ve ilk cuma namazı da burada kılınmıştı. Kadere bakın ki Ayasofya Müzesi’nin yine bir cuma günü Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi olarak ibadete açılacağı Cumhurbaşkanımız
tarafından ilan edildi. Sonraki ilk cuma günü de binlerce İstanbullunun Sultanahmet Meydanıyla birlikte Ayasofya’ya çıkan bütün yolları doldurarak hep birlikte kıldığı cuma namazıyla tekrar dünyanın en büyük en güzel, en eski ibadethanelerinden biri oldu.

Bu kitap, bize bu yolculuğun duraklarını gösterirken, 10 Temmuz 2020 tarihinin ne kadar anlamlı ve değerli olduğunu, aslında muazzam bir tarihe şahitlik ettiğimizi de gözler önüne seriyor.

Elbette millet olarak her şeyden önce Ayasofya’nın tarihi önemine gösterdiği itinayla, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyetine saygısıyla bu müjdeyi bize armağan eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz şükranlarımızı arz ediyoruz.

Cumhurbaşkanımızın cesareti ve kararlılığı olmasa seksen altı yıllık hasretin daha ne kadar süreceğini şüphesiz bilemezdik.

Bu eserin ortaya çıkması için desteğini esirgemeyen İletişim Başkanımız Sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun’a, Ayasofya’nın yeniden cami olması için fikirleriyle, girişimleriyle, dualarıyla çaba harcayan herkese, katkılarıyla kitabı zenginleştiren değerli danışmanlarımıza, eserin teşkili için emek veren bütün çalışanlarımıza teşekkür ederim.

Ayasofya’nın camiden müzeye, müzeden tekrar camiye dönüşmesi sürecini manşetlerle olduğu kadar, tarihin bilgisine ve dönemin şahitliğine sahip kalemlerin yazdıklarıyla da aktaran bu eser, gönülden yaptığımız ve istifadenize sunduğumuz bir eserdir. Samimiyet ve iyi niyetimize istinaden eksiklerimiz ve kusurlarımız
için anlayışınızı bekliyor, Ayasofya’nın devasa kubbesinin büyüklüğü ve minarelerinin yüksekliği yanında hatalarımızın küçük kalacağını ümit ediyoruz.

Gazete manşetlerine yansıyan haberlerden derlenen muhteşem mabedin yüz yılı

author

Basın İlan Kurumu Yayınları